Talâk Sûresi الطلاق
Talâk Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 65. sûresidir ve 12 âyettir; mushafta 28. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Talâk Sûresi sesli dinle (7 dk 45 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا۟ ٱلْعِدَّةَ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ ۖ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَـٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ ۚ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ ۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ ۚ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا ١
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ tallaktumun nisâ'e fetallikûhunne li'iddetihinne ve ahsul iddete vettakullâhe rabbekum lâ tuhricûhunne mim buyûtihinne velâ yahrucne illâ ey ye'tîne bifâhişetim mubeyyinetiv vetilke hudûdullâhi vemey yete'adde hudûdallâhi fekad zaleme nefsehû lâ tedrî le'allallâhe yuhdisu ba'de zâlike emrâ
1. Ey o Peygamber! Kadınları boşadığınız vakıt ıddetlerine doğru boşayın ve ıddeti sayın ve Rabbınız Allahdan korkun, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar meğer ki açık bir terbiyesizlik etmiş olalar, bunlar Allahın ta'yin ettiği hududdur ve her kim Allahın hududuna tecavüz ederse nefsine zulmetmiş olur, bilmezsin belki Allah onun arkasından bir iş çıkarır.
فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا۟ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلشَّهَـٰدَةَ لِلَّهِ ۚ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا ٢
Fe izâ belağne ecelehunne fe emsikûhunne bima'rûfin ev fârikûhunne bima'rûfiv ve eşhidû zevey adlim minkum ve akîmuş şehâdete lillâhi zâlikum yû'azu bihî men kâne yu'minu billâhi vel yevmil âhıri vemey yettakıllâhe yec'al lehû mahracâ
2. Sonra müddetlerini doldurmağa yaklaştıklarında onları güzellikle tutun yâhud güzellikle ayrılın ve sizlerden adalet sahibi iki erkeği işhad eyleyin, şehadeti de Allah için doğru eda edin, bu size söylenenleri duydunuz a, bununla Allaha ve Âhıret gününe iyman eder kimselere öğüt verilir, her kim de Allahdan korkarsa Allah ona bir mahrec müyesser kılar.
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ ۚ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَـٰلِغُ أَمْرِهِۦ ۚ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا ٣
Veyerzukhu min haysu lâ yahtesibu vemey yetevekkel alellâhi fehuve hasbuhû innallâhe bâliğu emrihî kad ce'alallâhu likulli şey'in kadrâ
3. Ve onu hatır-u hayaline gelmez cihetten merzuk eder ve her kim Allaha tevekkül kılarsa o ona yetişir, her halde Allah emrini yerine getirir, Allah her şey için bir mıkdar ta'yin etmiştir.
وَٱلَّـٰٓـِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَـٰثَةُ أَشْهُرٍ وَٱلَّـٰٓـِٔى لَمْ يَحِضْنَ ۚ وَأُو۟لَـٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًا ٤
Vellâ'î ye'isne minel mehîdı min nisâ'ikum inirtebtum fe iddetuhunne selâsetu eşhuriv vellâ'î lem yehidne ve ulâtul ahmâli eceluhunne ey yada'ne hamlehunne vemey yettakıllâhe yec'al lehû min emrihî yusrâ
4. Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız -şübhelendinizse- onların ıddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle, yüklülerin ise ecelleri hamillerini vaz' etmeleridir ve her kim Allaha korunursa Allah onun işine bir kolaylık verir.
ذَٰلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا ٥
Zâlike emrullâhi enzelehû ileykum vemey yettakıllâhe yukeffir anhu seyyi'âtihî veyu'zım lehû ecrâ
5. İşte bu (anlatılan ahkâm) Allahın emridir, onu size indirdi ve her kim Allahdan korkarsa Allah onun kabahatlerini örter ve ecrini büyültür.
أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ ۚ وَإِن كُنَّ أُو۟لَـٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ ۚ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ ۖ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ ۖ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ ٦
Eskinûhunne min haysu sekentum miv vucdikum velâ tudârrûhunne litudayyikû aleyhinne ve in kunne ulâti hamlin fe enfikû aleyhinne hattâ yada'ne hamlehunne fe in arda'ne lekum fe âtûhunne ucûrahunne ve'temirû beynekum bima'rûfiv ve in te'âsertum feseturdı'u lehû uhrâ
6. O kadınların, gücünüze göre oturduğunuz meskenin bir bölümünde oturmalarını sağlayın ve onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer yüklü iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzelce anlaşın. Eğer zorlaşıyorsanız, bu durumda çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ ۖ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ۚ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَا ۚ سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا ٧
Liyunfik zû se'atim min se'atihî vemen kudira aleyhi rizkuhû felyunfik mimmâ âtâhullâhu lâ yukellifullâhu nefsen illâ mâ âtâhâ seyec'alullâhu ba'de usriy yusrâ
7. Genişliği olan genişliğinden infak etsin, rızkı dar olan da Allahın ona verdiğinden infak eylesin, Allah bir nefse verdiğinden başka teklif etmez, Allah bir usrun arkasından bir yüsür yapar.
وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبْنَـٰهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَـٰهَا عَذَابًا نُّكْرًا ٨
Veke'eyyim min karyetin atet an emri rabbihâ verusulihî fehâsebnâhâ hisâben şedîdev ve azzebnâhâ azâben nukrâ
8. Nice memleket (nice şenlik) Rabbının ve rasullerinin emrinden çıkıp azdı da biz onu şiddetli bir hisaba çektik ve görülmedik bir azâba giriftar eyledik.
فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَـٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا ٩
Fezâkat vebâle emrihâ vekâne âkıbetu emrihâ husrâ
9. O suretle emrinin vebalini tattı ve işinin akıbeti bir hüsran oldu.
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَـٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ قَدْ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكُمْ ذِكْرًا ١٠
E'addallâhu lehum azâben şedîden fettakullâhe yâ ulil elbâbillezîne âmenû kad enzelallâhu ileykum zikrâ
10. Allah öyleler için şehid bir azâb hazırlamıştır, ondan dolayı Allahtan korkun da korunun ey halis özü, temiz aklı olanlar, iyman edenler! İşte Allah size bir zikr indirdi.
رَّسُولًا يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَـٰتٍ لِّيُخْرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ ۚ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَـٰلِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۖ قَدْ أَحْسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزْقًا ١١
Rasûley yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtil liyuhricellezîne âmenû ve amilus sâlihâti minez zulumâti ilen nûri vemey yu'mim billâhi veya'mel sâlihay yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebeden kad ahsenallâhu lehû rizkâ
11. Bir Rasul gönderdi, Allahın nûrlar saçan, yollar açan âyetlerini sizlere karşı okuyor ki iyman edip salih amel işliyenleri zulmetlerden nûra çıkarsın ve her kim Allaha iyman edip salâh ile çalışırsa Allah onu altından ırmaklar akar cennetlere koyacak. Orada ebediyyen muhalledler, öyle ki Allah ona hakikaten güzel bir rızk ihsan etmiş.
ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَـٰوَٰتٍ وَمِنَ ٱلْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ ٱلْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًۢا ١٢
Allâhullezî halaka seb'a semâvâtiv veminel ardı mislehunne yetenezzelul emru beynehunne lita'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîruv ve ennallâhe kad ehâta bikulli şey'in ilmâ
12. O Allah ki yedi Semâ yaratmış. Arzdan da onların bir mislini, aralarından emir inip duruyor; şunu bilesiniz diye ki: Allah her şey'e kadirdir ve Allah her şey'i ilmiyle ihata etmiştir.