Kur'an'daki Dualar – Arapçası ve Meali

Kur'an-ı Kerîm'de geçen dualar: Rabbenâ âtinâ, Rabbenağfirlî, Rabbişrahlî sadrî, Hz. Yûnus'un duası, anne baba için dua ve diğerleri. Her duanın âyet numarası, Arapçası ve Elmalılı meali.

Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?

Dua listesi (35)

Rabbenâ âtinâ duası

Namazın son oturuşunda okunan Rabbenâ dualarından biridir.

وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ٢٠١

Veminhum mey yakûlu rabbenâ âtinâ fid dunyâ hasenetev vefil âhırati hasenetev vekınâ azâben nâr

201. kimisi de «rabbena bize dünyada bir güzellik ver Ahırette de bir güzellik ve bizi ateş azabından koru» der

Bakara Sûresi, 201. âyet

Rabbenağfirlî duası

Hz. İbrâhîm'in duası; namazın son oturuşunda okunan Rabbenâ dualarındandır.

رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ ٤٠

Rabbic'alnî mukîmes salâti vemin zurriyyetî rabbenâ vetakabbel du'â'

40. Rabbım! Beni namaza müdavim kıl, zürriyyetimden de, yarabbenâ! hem duâmı kabul buyur

رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ ٤١

Rabbeneğfir lî velivâlideyye velilmu'minîne yevme yakûmul hisâb

41. Ya rabbanâ! mağrifet buyur bana ve anama babama ve bütün mü'minlere, hisab başa dikileceği gün

İbrâhîm Sûresi, 40-41. âyetler

Rabbenâ tekabbel minnâ

Hz. İbrâhîm ve Hz. İsmâîl'in Kâbe'yi yükseltirken yaptığı dua.

وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِـۧمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَـٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ١٢٧

Ve iz yerfe'u ibrâhîmul kavâ'ide minel beyti ve ismâ'îlu rabbenâ takabbel minnâ inneke entes semî'ul alîm

127. ve o vakit ki İbrahim beyitten temelleri yükseltiyordu İsmaille birlikte şöyle dua ettiler: Ey bizim Rabbımız kabul buyur bizden, daima işiten, daima bilen sensin ancak sen

Bakara Sûresi, 127. âyet

Sabır duası (Bakara 250)

Tâlût'un ordusunun Câlût karşısındaki duası.

وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ ٢٥٠

Velemmâ berazû licâlûte vecunûdihî kâlû rabbenâ efriğ aleynâ sabrav vesebbit akdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn

250. Ve vaktaki Calut ve ordusuna karşı meydana çıktılar şöyle dediler «Ey bizleri yetişdiren rabbımız üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kâfirler kavmine karşı muzaffer buyur.»

Bakara Sûresi, 250. âyet

Bakara sûresinin son duası

Bakara sûresinin son âyeti.

لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ ٢٨٦

Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus'ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tu'âhıznâ in nesînâ ev ahta'nâ rabbenâ velâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehû alellezîne min kablinâ rabbenâ velâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bihî ve'fu annâ veğfir lenâ verhamnâ ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn

286. Allah kimseye vüs'unden öte teklif yapmaz, herkesin kazandığı lehine yüklendiği aleyhinedir, ya rabbena! eğer unuttuk veya kasdımız bize bizden evvelkilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme, ya rabbena! hem de bize takatımız olmayanı yükletme, ve bizden günahlarımız afiv buyur ve bizlere mağfiretini reva, rahmetini atâ kıl, sensin mevlâmız, bizi mansur buyur artık seni tanımıyanlara karşı, kahrolsun kâfirler.

Bakara Sûresi, 286. âyet

Kalplerimizi kaydırma duası

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ ٨

Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ veheb lenâ mil ledunke rahmeten inneke entel vehhâb

8. Ya Rabbena! Bizleri hidayetine erdirdikten sonra kalblerimizi kaydırma da ledünnünden bize bir rahmet ihsan eyle, şüphesiz sensin bütün dilekleri veren vehham sen.

Âl-i İmrân Sûresi, 8. âyet

Bağışlanma duası (Âl-i İmrân 16)

ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ١٦

Ellezîne yakûlûne rabbenâ innenâ âmennâ feğfir lenâ zunûbenâ vekınâ azâben nâr

16. Onları ki ya Rabbena derler: inandık iman getirdik artık bizim suçlarımızı bağışla ve o ateş azabından koru bizleri.

Âl-i İmrân Sûresi, 16. âyet

Hz. Zekeriyyâ'nın evlat duası

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ ۖ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ ٣٨

Hunâlike de'â zekeriyyâ rabbehû kâle rabbi heb lî mil ledunke zurriyyeten tayyibeten inneke semî'ud du'â'

38. O aralık Zekeriyya Rabbin’e dua etti: Ya Rab! dedi: Bana ledünnünden bir temiz zürriyyet ihsan eyle şüphesiz ki sen duayı işidensin.

Âl-i İmrân Sûresi, 38. âyet

Sebat duası (Âl-i İmrân 147)

وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ ١٤٧

Vemâ kâne kavlehum illâ en kâlû rabbeneğfir lenâ zunûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ vesebbit akdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn

147. Başka bir söyledikleri de yoktu, sade: ya Rabbena bize günâhlarımızı ve işimizde taşkınlıklarımızı mağfiret buyur, cihad meydanında ayaklarımızı iyi dire ve kâfirlere karşı bizleri mansur kıl, diyorlardı.

Âl-i İmrân Sûresi, 147. âyet

Akıl sahiplerinin duası (Âl-i İmrân 191-194)

ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَـٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَـٰذَا بَـٰطِلًا سُبْحَـٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ١٩١

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmev veku'ûdev ve alâ cunûbihim veyetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ardı rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılen subhâneke fekınâ azâben nâr

191. Onlar ki gerek kıyâm-u kuudde ve gerek yanları üzerinde hep Allah’ı zikrederler ve Göklerin, Yerin yaradılışında fikr ederler: ya Rabbena, derler: bunu sen boşuna yaratmadın sübhansın, o halde bizleri o ateş azabından korur.

رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ ۖ وَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ ١٩٢

Rabbenâ inneke men tudhılin nâra fekad ahzeytehû vemâ lizzâlimîne min ensâr

192. Rabbena: çünkü sen kimi o ateşe sokarsan onu muhakkak rüsva ve perişan etmişindir, zalimlerin de yardımcıları yoktur.

رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَـٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا ۚ رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ ١٩٣

Rabbenâ innenâ semi'nâ munâdiyey yunâdî lil'îmâni en âminû birabbikum fe âmennâ rabbenâ feğfir lenâ zunûbenâ vekeffir annâ seyyi'âtinâ veteveffenâ me'al ebrâr

193. Rabbena! Cidden bizler bir münadı işittik, imana çağırıyor; Rabbiniz’e iman edin diyordu, dinledik iman ettik, Rabbena! mağfiretinle artık günahlarımızı bizlere bağışla, kabahaetlerimizi: bizlerden keffaret buyur ve bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al.

رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ ١٩٤

Rabbenâ ve âtinâ mâ ve attenâ alâ rusulike velâ tuhzinâ yevmel kıyâmeti inneke lâ tuhliful mî'âd

194. Rabbena! Hem peygamberleri’ne karşı bizlere vaadettiklerini ihsan buyur da Kıyamet günü yüzlerimizi kara çıkarma, şüphe yok ki sen va'dinde hulfetmezsin.

Âl-i İmrân Sûresi, 191-194. âyetler

Hasbünallah (Âl-i İmrân 173)

ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا۟ لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَـٰنًا وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ ١٧٣

Ellezîne kâle lehumun nâsu innen nâse kad ceme'û lekum fehşevhum fezâdehum îmânev vekâlû hasbunellâhu veni'mel vekîl

173. Onlar ki nâs kendilerine haberiniz olsun nas sizin için tahşidat yaptılar onun için onlardan korkun dediler de bu kendilerinin imanlarını artırdı Allah yetişir bize o ne güzel vekil dediler.

Âl-i İmrân Sûresi, 173. âyet

Hz. Âdem ve Havvâ'nın tövbe duası

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَـٰسِرِينَ ٢٣

Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve il lem tağfir lenâ veterhamnâ lenekûnenne minel hâsirîn

23. Rabbena, dediler, nefsilerimize zulmettik, eğer sen bize mağfiret etmez, merhamet buyurmazsan şüphe yok ki husrâna düşenlerden oluruz

A'râf Sûresi, 23. âyet

Hasbiyallah (Tevbe 129)

فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ ١٢٩

Fe in tevellev fekul hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ huve aleyhi tevekkeltu vehuve rabbul arşil azîm

129. Eğer aldırmazlarsa deki: bana Allah yetişir ondan başka ilâh yoktur, ben ona dayanmaktayım ve o, o büyük Arşın sahibidir

Tevbe Sûresi, 129. âyet

Hz. Yûsuf'un duası

۞ رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ ۚ فَاطِرَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ ١٠١

Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te'vîlil ehâdîsi fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fid dunyâ vel âhırati teveffenî muslimev ve elhiknî bis sâlihîn

101. Yarab, sen bana mülkten bir nasıb verdin ve bana elhadisin te'vilinden bir ılim öğretdin, Gökleri, yeri yaradan rabbim!: Benim Dünya ve Âhırette veliym sensin beni müslim olarak al ve beni salihîne ilhak buyur

Yûsuf Sûresi, 101. âyet

Anne baba için dua (İsrâ 24)

وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًا ٢٤

Vehfid lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti vekur rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sağîrâ

24. İkisine de merhametten döşenerek kanad indir ve de ki: rabbım! İkisine de merhamet buyur, beni küçükken terbiye ettikleri gibi

İsrâ Sûresi, 24. âyet

Doğrulukla giriş ve çıkış duası (İsrâ 80)

وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَٱجْعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلْطَـٰنًا نَّصِيرًا ٨٠

Vekur rabbi edhılnî mudhale sıdkıv ve ahricnî muhrace sıdkıv vec'al lî mil ledunke sultânen nasîrâ

80. Ve de ki: rabbım beni sıdık girdirimi girdir ve sıdık çıkarışı çıkar ve benim için ledünnünden bir sultanı nasîr kıl

İsrâ Sûresi, 80. âyet

Ashâb-ı Kehf'in duası

إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا ١٠

İz evel fityetu ilel kehfi fekâlû rabbenâ âtinâ mil ledunke rahmetev veheyyi' lenâ min emrinâ raşedâ

10. O vakıt ki o genç yiğitler Kehfe çekildiler de şöyle dediler: ya rabbenâ! Bizlere ledünnünden bir rahmet ihsan eyle ve bizim için işimizden bir muvaffakıyyet hazırla

Kehf Sûresi, 10. âyet

Rabbişrahlî sadrî (Hz. Mûsâ'nın duası)

قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى ٢٥

Kâle rabbişrah lî sadrî

25. Dedi: ya rab! benim göğsüme genişlik ver

وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى ٢٦

Veyessir lî emrî

26. Ve bana işimi kolaylaştır

وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى ٢٧

Vehlul ukdetem mil lisânî

27. Ve dilimden ukdeyi çöz

يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى ٢٨

Yefkahû kavlî

28. Sözümü iyi anlasınlar

Tâhâ Sûresi, 25-28. âyetler

Rabbi zidnî ilmâ

فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ ۗ وَلَا تَعْجَلْ بِٱلْقُرْءَانِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَىٰٓ إِلَيْكَ وَحْيُهُۥ ۖ وَقُل رَّبِّ زِدْنِى عِلْمًا ١١٤

Fete'âlellâhul melikul hakku velâ ta'cel bil kur'âni min kabli ey yukdâ ileyke vahyuhû vekur rabbi zidnî ilmâ

114. Demek ki Allah o hak şehinşah yüksek, çok yüksek, maamafih sana vahyi tamam edilmeden evvel Kur'anı acele etme ve de ki «rabbım artır beni ılimce»

Tâhâ Sûresi, 114. âyet

Hz. Eyyûb'un duası

۞ وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ ٨٣

Ve eyyûbe iz nâdâ rabbehû ennî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn

83. Eyyubu da, zira «rabbehu enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimîn» diye rabbına nidâ etti

Enbiyâ Sûresi, 83. âyet

Hz. Yûnus'un duası

وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَـٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٨٧

Vezen nûni iz zehebe muğâdıben fezanne el len nakdira aleyhi fenâdâ fiz zulumâti el lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn

87. Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini aslâ sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulmetler içinde «la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimîn» diye nidâ etti

Enbiyâ Sûresi, 87. âyet

Hz. Zekeriyyâ'nın duası (Enbiyâ 89)

وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ ٨٩

Vezekeriyyâ iz nâdâ rabbehû rabbi lâ tezernî ferdev ve ente hayrul vârisîn

89. Zekeriyyayı da; hani rabbına «rabbi la tezerni ferden ve ente hayrul varisin» diye nidâ etmişti

Enbiyâ Sûresi, 89. âyet

Hz. Nûh'un duası (Mü'minûn 29)

وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ ٢٩

Vekur rabbi enzilnî munzelem mubârakev ve ente hayrul munzilîn

29. Ve de ki: rabbım! Beni bir mübarek menzile kondur, konuklıyanların en hayırlısı sensin

Mü'minûn Sûresi, 29. âyet

Şeytanın vesveselerinden sığınma duası

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَـٰطِينِ ٩٧

Vekur rabbi e'ûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn

97. Ve de ki: sana sığınırım rabbım! O Şeytanların dürtüşmelerinden

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ ٩٨

Ve e'ûzu bike rabbi ey yahdurûn

98. Ve sana sığınırım rabbım! huzuruma gelmelerinden

Mü'minûn Sûresi, 97-98. âyetler

Bağışlanma ve rahmet duası (Mü'minûn 118)

وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ ١١٨

Vekur rabbiğfir verham ve ente hayrur râhimîn

118. Hem şöyle de: «Râbbım! bana magrifet, merhamet buyur, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.»

Mü'minûn Sûresi, 118. âyet

Cehennemden korunma duası (Furkân 65-66)

وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ ۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا ٦٥

Vellezîne yakûlûne rabbenesrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne ğarâmâ

65. Ve onlar ki ya rabbenâ, derler, sav bizlerden Cehennem azâbını,cidden onun azâbı belâyi mübremdir

إِنَّهَا سَآءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا ٦٦

İnnehâ sâ'et mustakarrav vemukâmâ

66. Filhakıka o ne kötü makarr, ne kötü makam

Furkân Sûresi, 65-66. âyetler

Eş ve evlat duası (Furkân 74)

وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَٰجِنَا وَذُرِّيَّـٰتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا ٧٤

Vellezîne yakûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ vezurriyyâtinâ kurrate a'yuniv vec'alnâ lilmuttakîne imâmâ

74. Ve onlar ki ya rabbena! lûtfunla bizlere zevcelerimizden, zürriyyetlerimizden gözler süruru ihsan buyur ve bizi müttekıylere pişüva kıl derler

Furkân Sûresi, 74. âyet

Hz. İbrâhîm'in duası (Şuarâ 83-85)

رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ ٨٣

Rabbi heb lî hukmev ve elhiknî bis sâlihîn

83. Yarab, bana bir huküm ıhsan et ve beni sâlihine ilhak buyur

وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ ٨٤

Vec'al lî lisâne sıdkın fil âhırîn

84. Ve bana sonrakiler içinde bir «lisanı sıdık» tahsıys eyle

وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ ٨٥

Vec'alnî miv veraseti cennetin ne'îm

85. Ve beni naıym cennetinin varislerinden eyle

Şuarâ Sûresi, 83-85. âyetler

Hz. Süleyman'ın şükür duası

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَـٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١٩

Fetebesseme dâhikem min kavlihâ vekâle rabbi evzi'nî en eşkura ni'metekelletî en'amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a'mele sâlihan tardâhu ve edhılnî birahmetike fî ibâdikes sâlihîn

19. O da bunun sözünden gülercesine tebessüm etti de ya rabb! Dedi: beni nefsime zâbıt kıl ki bana ve valideynime in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razı olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların miyanına idhal buyur

Neml Sûresi, 19. âyet

Hz. Mûsâ'nın duası (Kasas 24)

فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّى لِمَآ أَنزَلْتَ إِلَىَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ ٢٤

Fesakâ lehumâ summe tevellâ ilez zılli fekâle rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fekîr

24. Bunun üzerine ikisine sulayıverdi, sonra gölgeye çekildi de «ya rabbi! dedi: ben cidden bana indirdiğin hayırdan dolayı bir fakirim»

Kasas Sûresi, 24. âyet

Şükür ve evlat duası (Ahkâf 15)

وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ إِحْسَـٰنًا ۖ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا ۖ وَحَمْلُهُۥ وَفِصَـٰلُهُۥ ثَلَـٰثُونَ شَهْرًا ۚ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَـٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَصْلِحْ لِى فِى ذُرِّيَّتِىٓ ۖ إِنِّى تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ ١٥

Vevassaynel insâne bivâlideyhi ihsânen hamelethu ummuhû kurhev vevada'athu kurhev vehamluhû vefisâluhû selâsûne şehran hattâ izâ belağa eşuddehû vebelağa erbe'îne seneten kâle rabbi evzi'nî en eşkura ni'metekelletî en'amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a'mele sâlihan tardâhu ve aslih lî fî zurriyyetî innî tubtu ileyke ve innî minel muslimîn

15. Hem biz o insana vâliydeyni hakkında ıhsan tavsiye ettik, anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle vaz'etti, hamliyle süd kesimi de otuz ay, nihâyet kemaline irdiği ve kırk yaşına girdiği zaman «yarab! dedi: beni öyle sevk et ki bana ve anama babama in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razıy olacağın salıh bir amel işliyeyim, zürriyyetim hakkında da benim için ıslâh nasîb eyle, çünkü ben tevbe ile cidden sana yüz tuttum ve ben gerçek müslimanlardanım

Ahkâf Sûresi, 15. âyet

Önceki müminler için dua (Haşr 10)

وَٱلَّذِينَ جَآءُو مِنۢ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلْإِيمَـٰنِ وَلَا تَجْعَلْ فِى قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ ١٠

Vellezîne câ'û mim ba'dihim yakûlûne rabbeneğfir lenâ veli'ihvâninellezîne sebakûnâ bil îmâni velâ tec'al fî kulûbinâ ğıllel lillezîne âmenû rabbenâ inneke ra'ûfur rahîm

10. Ve şunlar ki arkalarından gelmişlerdir, Şöyle derler: ya Rabbena bizlere ve önden iyman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret buyur ve gönüllerimizde iyman etmiş olanlara karşı kin tutturma ya Rabbena şübhe yokki sen raufsun rahîmsin

Haşr Sûresi, 10. âyet

Tevekkül duası (Mümtehine 4)

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذْ قَالُوا۟ لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُا۟ مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةُ وَٱلْبَغْضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥٓ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمْلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ ۖ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ ٤

Kad kânet lekum usvetun hasenetun fî ibrâhîme vellezîne me'ahû iz kâlû likavmihim innâ bura'â'u minkum vemimmâ ta'budûne min dûnillâhi kefernâ bikum vebedâ beynenâ vebeynekumul adâvetu vel bağdâ'u ebeden hattâ tu'minû billâhi vahdehû illâ kavle ibrâhîme li ebîhi le estağfiranne leke vemâ emliku leke minallâhi min şey'ir rabbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masîr

4. Sizin için güzel bir örnek İbrahim ile beraberindekiler de oldu: Vaktiyle onlar kavımlarına şöyle dediler: «Biz sizlerden ve Allahdan başka taptıklarınızdan beriyiz ve sizi tanımıyoruz, taki siz Allahın birliğine iyman edinciye kadar, sizinle aramızda ebedî buğz-u adavet başladı» ancak İbrahimin babasına «Elbette senin için istiğfar edeceğim» maamafih senin için Allahdan hiçbir şeye gücüm yetmez» demesi müstesna, dediler: Ya rabbena! Biz ancak sana tevekkül kıldık ve sana gönül verdik ve bütün gidiş sanadır

Mümtehine Sûresi, 4. âyet

Nurumuzu tamamla duası (Tahrîm 8)

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ ۖ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَـٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ٨

Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilellâhi tevbeten nasûhan asâ rabbukum ey yukeffira ankum seyyi'âtikum veyudhılekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru yevme lâ yuhzillâhun nebiyye vellezîne âmenû me'ahû nûruhum yes'â beyne eydîhim vebi'eymânihim yakûlûne rabbenâ etmim lenâ nûranâ veğfir lenâ inneke alâ kulli şey'in kadîr

8. Ey o bütün iyman edenler! Allaha öyle tevbe edin ki nasuh (gayet ciddî, müessir, öğütcü) bir tevbe olsun, gerek ki rabbınız sizden kabahatlerinizi keffaretle örter de sizleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyar, o gün ki Allah Peygamberini ve onun maıyyetinde iyman edenleri utandırmıyacak, nûrları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler: ya rabbenâ! Bizlere nûrumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarlığa, şübhesiz ki sen her şey'e kadîrsin.

Tahrîm Sûresi, 8. âyet

Hz. Nûh'un bağışlanma duası (Nûh 28)

رَّبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارًۢا ٢٨

Rabbiğfir lî velivâlideyye velimen dahale beytiye mu'minev velilmu'minîne vel mu'minâti velâ tezidiz zâlimîne illâ tebârâ

28. Yarab! Mağfiret buyur bana, ve babama anama, mü'min olarak evime girene ve bütün mü'minîn ve mü'minâta, zalimleri ise artırma ancak helâkça artır.

Nûh Sûresi, 28. âyet

Namazda okunan dualar (Sübhâneke, Ettehiyyâtü, Allâhümme salli-bârik, Kunut) ve okunuşları Namaz Vakitleri sitesinin dualar bölümünde. Bayram ve kandil mesajları için Bayram Mesajları.

Arapça metin: Tanzil Projesi (Uthmani, değiştirilmeden). Meal: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili tercümesi (1935-1938), orijinal dil, Vikikaynak metninden aynen. Meal yorum içerir; âyet sınırları zaman zaman komşu âyete taşar. Latin harfli okunuş: Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla tarafımızca hazırlandı (yöntem). Başka mealler için: Diyanet Kur'an-ı Kerîm portalı. Yöntem ve bilinen sorunlar · Hata bildir