Müzzemmil Sûresi المزمل
Müzzemmil Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 73. sûresidir ve 20 âyettir; mushafta 29. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Müzzemmil Sûresi sesli dinle (5 dk 34 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ ١
Yâ eyyuhel muzzemmil
1. Ey o örtünen (Müzzemmil)!
قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا ٢
Kumilleyle illâ kalîlâ
2. Kalk gice, meğer biraz.
نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا ٣
Nisfehû evinkus minhu kalîlâ
3. Yarısı, yâhud eksilt ondan biraz.
أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا ٤
Ev zid aleyhi verattilil kur'âne tertîlâ
4. Yâhud artır ve Kur'an oku, tertil ile yavaş yavaş güzel güzel.
إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا ٥
İnnâ senulkî aleyke kavlen sakîlâ
5. Çünkü biz senin üzerine ağır bir söz ilka edeceğiz.
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا ٦
İnne nâşi'etelleyli hiye eşeddu vat'ev ve akvemu kîlâ
6. Çünkü gece neş'esi hem daha dokunaklı hem deyişce daha sağlamdır.
إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا ٧
İnne leke fin nehâri sebhan tavîlâ
7. Çünkü sana gündüzün uzun bir yüzüş vardır.
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا ٨
Vezkurisme rabbike vetebettel ileyhi tebtîlâ
8. Hem rabbının ismini an ve masivâdan kesilerek ona çekil.
رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا ٩
Rabbul meşrikı vel mağribi lâ ilâhe illâ huve fettahızhu vekîlâ
9. O meşrik u mağribin rabbı, başka tanrı yok ancak o, o halde yalnız onu tut vekîl.
وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا ١٠
Vesbir alâ mâ yakûlûne vehcurhum hecran cemîlâ
10. Ve ağyarın diyeceklerine sabret ve onları bir hecr-i cemîl ile terket, ayrıl!
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا ١١
Vezernî vel mukezzibîne ulin na'meti vemehhilhum kalîlâ
11. Ve bırak da bana o tekzîb edici zevk-u refah sahiblerini, mühlet ver onlara biraz.
إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا ١٢
İnne ledeynâ enkâlev vecehîmâ
12. Çünkü bizim yanımızda bukağılar var ve bir cehîm var.
وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا ١٣
Veta'âmen zâ ğussativ ve azâben elîmâ
13. Ve boğaza duran bir taam ve bir azâb-ı elîm var.
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا ١٤
Yevme tercuful ardu vel cibâlu vekânetil cibâlu kesîbem mehîlâ
14. O gün ki yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir.
إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَـٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًا ١٥
İnnâ erselnâ ileykum rasûlen şâhiden aleykum kemâ erselnâ ilâ fir'avne rasûlâ
15. Haberiniz olsun biz size bir Resul gönderdik, üzerinizde şâhid, netekim gönderdiğimiz gibi Fir'avne bir Resul.
فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَـٰهُ أَخْذًا وَبِيلًا ١٦
Fe asâ fir'avnur rasûle fe ahaznâhu ahzev vebîlâ
16. Ki Fir'avn o Resule ısyan etti de biz onu vehîm bir tutuşla tuttuk alıverdik.
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا ١٧
Fekeyfe tettakûne in kefertum yevmey yec'alul vildâne şîbâ
17. O halde siz nasıl korunursunuz küfredersiniz? O gün ki çocukları ak saçlı kocalara çevirir.
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا ١٨
Es semâ'u munfatırum bihî kâne va'duhû mef'ûlâ
18. Sema onunla çatlamıştır ve onun va'di fi'le çıkarılmıştır.
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا ١٩
İnne hâzihî tezkiratun femen şâ'ettahaze ilâ rabbihî sebîlâ
19. İşte bu bir tezkiredir, artık dileyen rabbına bir yol tutar.
۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ ٢٠
İnne rabbeke ya'lemu enneke takûmu ednâ min suluseyilleyli venisfehû vesulusehû vetâ'ifetum minellezîne me'ake vallâhu yukaddirulleyle ven nehâra alime el len tuhsûhu fetâbe aleykum fekra'û mâ teyessera minel kur'âni alime en seyekûnu minkum mardâ ve âharûne yadribûne fil ardı yebtağûne min fadlillâhi ve âharûne yukâtilûne fî sebîlillâhi fekra'û mâ teyessera minhu ve akîmus salâte ve âtuz zekâte ve akridullâhe kardan hasenev vemâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâhi huve hayrav ve a'zame ecrav vestağfirullâhe innallâhe ğafûrur rahîm
20. Filhakıka rabbın biliyor ki sen muhakkak gece üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsun beraberindekilerden de bir tâife, halbuki geceyi gündüzü Allah takdir eder, bildi ki siz onu bundan öte başaramazsınız, onun için size lutf ile irca-ı nazar buyurdu, bundan böyle Kur'andan ne kolay gelirse okuyun, bildi ki içinizden hastalar olacak, diğer bir takımları Allahın fazlından bir kâr aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir takımları da Allah yolunda çarpışacaklar, o halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekâtı verin ve Allaha karz-ı hasen takdim edin, kendilerinizin hisabına hayr olarak her ne de takdim ederseniz onu Allah yanında daha hayırlı ve ecirce daha büyük bulacaksınız, hem de Allaha istiğfar edin, şübhesiz ki Allah gafurdur, rahîmdir.