A'lâ Sûresi الأعلى
A'lâ Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 87. sûresidir ve 19 âyettir; mushafta 30. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 A'lâ Sûresi sesli dinle (2 dk 6 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى ١
Sebbihisme rabbikel a'lâ
1. Tesbih et rabbının a'lâ ismine.
ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ ٢
Ellezî halaka fesevvâ
2. O rabbın ki yarattı da düzenine koydu.
وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ ٣
Vellezî kaddera fehedâ
3. O rabbın ki takdir etti de hidayet buyurdu.
وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ ٤
Vellezî ahracel mer'â
4. O rabbın ki o İbni mer'ayı çıkardı.
فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ ٥
Fece'alehû ğusâ'en ahvâ
5. Sonra da onu karamsı bir sel kusuğuna çevirdi.
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ ٦
Senukri'uke felâ tensâ
6. Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın.
إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ ٧
İllâ mâ şâ'allâhu innehû ya'lemul cehra vemâ yahfâ
7. Yalnız Allahın dilediği başka çünkü o açığı da bilir gizliyi de.
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ ٨
Venuyessiruke lilyusrâ
8. Ve seni en kolay yola muvaffak kılacağız.
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ ٩
Fezekkir in nefe'atiz zikrâ
9. Onun için öğüd ver, öğüd fâide verirse.
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ ١٠
Seyezzekkeru mey yahşâ
10. Saygısı olan öğüd alacaktır.
وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى ١١
Veyetecennebuhel eşkâ
11. Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.
ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ ١٢
Ellezî yaslen nâral kubrâ
12. O ki en büyük ateşe yaslanacaktır.
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ ١٣
Summe lâ yemûtu fîhâ velâ yahyâ
13. Sonra ne ölecek onda ne hayat bulacaktır.
قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ ١٤
Kad efleha men tezekkâ
14. Doğrusu felâh buldu tezekkî eden.
وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ ١٥
Vezekerasme rabbihî fesallâ
15. Ve rabbının ismini anıp da namaz kılan.
بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ١٦
Bel tu'sirûnel hayâted dunyâ
16. Fakat siz Dünya hayatı tercih ediyorsunuz.
وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ ١٧
Vel âhıratu hayruv ve ebkâ
17. Halbuki âhıret daha hayırlı ve daha bakâlıdır.
إِنَّ هَـٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ ١٨
İnne hâzâ lefis suhufil ûlâ
18. Haberiniz olsun ki vardır bu evvelki suhuflarda.
صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ ١٩
Suhufi ibrâhîme vemûsâ
19. İbrahim ve Musânın suhuflarında.