Gâşiye Sûresi الغاشية
Gâşiye Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 88. sûresidir ve 26 âyettir; mushafta 30. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Gâşiye Sûresi sesli dinle (2 dk 38 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ ١
Hel etâke hadîsul ğâşiyeh
1. Geldi mi sana o Gaşiye hadîsi?
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ ٢
Vucûhuy yevme'izin hâşi'ah
2. Bir takım yüzler o gün eğilmiş zillete düşmüştür.
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ ٣
Âmiletun nâsıbeh
3. Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur.
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً ٤
Taslâ nâran hâmiyeh
4. Kızışmış bir ateşe yaslanırlar.
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ ٥
Tuskâ min aynin âniyeh
5. Kızgın bir menba'dan sulanırlar.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ ٦
Leyse lehum ta'âmun illâ min darî'
6. Yiyecekleri yok ancak bir darî'.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ ٧
Lâ yusminu velâ yuğnî min cû'
7. Ne besler ne açlıktan kurtarır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ ٨
Vucûhuy yevme'izin nâ'imeh
8. Bir takım yüzler de o gün mes'uddur.
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ ٩
Lisa'yihâ râdıyeh
9. Sayinden hoşnuddur.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ١٠
Fî cennetin âliyeh
10. Yüksek bir Cennette.
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَـٰغِيَةً ١١
Lâ tesme'u fîhâ lâğıyeh
11. Ki onda lağviyyattan bir kelime işidilmez.
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ ١٢
Fîhâ aynun câriyeh
12. Onda carî bir menba'.
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ ١٣
Fîhâ sururum merfû'ah
13. Onda yüksek serîrler.
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ ١٤
Ve ekvâbum mevdû'ah
14. Konulmuş küpler.
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ ١٥
Venemâriku masfûfeh
15. Dizilmiş koltuklar, yastıklar.
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ ١٦
Vezerâbiyyu mebsûseh
16. serilmiş nefîs döşemeler.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ١٧
Efelâ yenzurûne ilel ibili keyfe hulikat
17. Ya hâlâ bakmazlar mı o deveye: nasıl yaratılmış?
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ ١٨
Ve iles semâ'i keyfe rufi'at
18. Ve o göğe: nasıl kaldırılmış?
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ ١٩
Ve ilel cibâli keyfe nusıbet
19. Ve o dağlara: nasıl dikilmiş?
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ ٢٠
Ve ilel ardı keyfe sutıhat
20. Ve o Arza nasıl satıhlanmış?
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ ٢١
Fezekkir innemâ ente muzekkir
21. haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ ٢٢
Leste aleyhim bimusaytır
22. Üzerlerine musallat değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ ٢٣
İllâ men tevellâ vekefer
23. Ancak tersine giden ve küfr eden başka.
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ ٢٤
Feyu'azzibuhullâhul azâbel ekber
24. Ki Allah onları en büyük azâb ile ta'zib edecek.
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ ٢٥
İnne ileynâ iyâbehum
25. Muhakkak onlar döne dolaşa bize gelecekler.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم ٢٦
Summe inne aleynâ hisâbehum
26. Sonra da muhakkak bize hisab verecekler.