Beled Sûresi البلد
Beled Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 90. sûresidir ve 20 âyettir; mushafta 30. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Beled Sûresi sesli dinle (2 dk 29 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ١
Lâ uksimu bihâzel beled
1. Yu... Kasem ederim bu beldeye
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ٢
Ve ente hillum bihâzel beled
2. Sen hıll iken bu beldede
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ٣
Vevâlidiv vemâ veled
3. Ve bir validle veledine ki
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ ٤
Lekad halaknel insâne fî kebed
4. Hakikaten biz insanı bir meşakkat içinde yarattık
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ٥
Eyahsebu el ley yakdira aleyhi ehad
5. O kendisine karşı kimse göç yetiremez mi sanıyor?
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا ٦
Yakûlu ehlektu mâlel lubedâ
6. Ben yığın yığın mal telef ettim diyor
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ٧
Eyahsebu el lem yerahû ehad
7. Onu bir gören olmadı mı zann ediyor?
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ٨
Elem nec'al lehû ayneyn
8. Vermedik mi biz ona iki göz
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ٩
Velisânev veşefeteyn
9. Ve bir dil ve iki dudak;
وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ١٠
Vehedeynâhun necdeyn
10. İki de tepe gösterdik
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ١١
Felektehamel akabeh
11. Fakat o göğüs veremedi o (akabeye) sarp yokuşa
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ١٢
Vemâ edrâke mel akabeh
12. Bildin mi o sarp yokuş ne?
فَكُّ رَقَبَةٍ ١٣
Fekku rakabeh
13. (Fekki rakabe) esîr bir boyun kurtarmak
أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ ١٤
Ev it'âmun fî yevmin zî mesğabeh
14. Veya salgın bir açlık gününde yemek yedirmek
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ١٥
Yetîmen zâ makrabeh
15. Yakınlığı olan bir yetîme
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ١٦
Ev miskînen zâ metrabeh
16. Veya toprak döşenen bir miskîne
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ١٧
Summe kâne minellezîne âmenû vetevâsav bis sabri vetevâsav bil merhameh
17. Sonra olmadı o iyman edip de sabra vasıyyetleşen ve merhamete vasıyyetleşenlerden
أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ١٨
Ulâ'ike ashâbul meymeneh
18. Ki onlardır işte meymenet sahibleri (Ashabı meymene)
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ١٩
Vellezîne keferû bi âyâtinâ hum ashâbul meş'emeh
19. Âyetlerimize küfr edenler ise onlardır işte: Şeâmet sahibleri (Ashabı meş'eme)
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ ٢٠
Aleyhim nârum mu'sadeh
20. Üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacak