Burûc Sûresi البروج
Burûc Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 85. sûresidir ve 22 âyettir; mushafta 30. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Burûc Sûresi sesli dinle (2 dk 55 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC BY-SA 4.0. Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ١
Ves semâ'i zâtil burûc
1. O Semai zatilbüruca.
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ ٢
Vel yevmil mev'ûd
2. Ve o yevmi mev'uda.
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ٣
Veşâhidiv vemeşhûd
3. Ve şâhide ve meşhûda kasem olsun.
قُتِلَ أَصْحَـٰبُ ٱلْأُخْدُودِ ٤
Kutile ashâbul uhdûd
4. Tel'ıyn edildi sahibleri o uhdudun.
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ ٥
En nâri zâtil vakûd
5. O çıralı ateşin.
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ٦
İz hum aleyhâ ku'ûd
6. O vakıt ki üzerine oturmuştular.
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ ٧
Vehum alâ mâ yef'alûne bil mu'minîne şuhûd
7. Mü'minlere yaptıklarına karşı şâhid de oluyorlardı.
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ ٨
Vemâ nakamû minhum illâ ey yu'minû billâhil azîzil hamîd
8. Onlardan kızdıkları da yalnız azîz, hamîd olan Allaha iyman etmeleri idi.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ ٩
Ellezî lehû mulkus semâvâti vel ardı vallâhu alâ kulli şey'in şehîd
9. Ki bütün Semavât ve Arz mülkü onundur ve Allah, her şey'e şâhiddir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ ١٠
İnnellezîne fetenul mu'minîne vel mu'minâti summe lem yetûbû felehum azâbu cehenneme velehum azâbul harîk
10. O kimseler ki mü'minîn ve mü'minâta fitne yapmışlar, sonra da tevbe etmemişlerdir muhakkak artık onlara Cehennem azâbı var ve onlara yangın azâbı vardır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ ١١
İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihel enhâru zâlikel fevzul kebîr
11. O kimseler ki iyman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, muhakkak onlara altından ırmaklar akar Cennetler var, işte o büyük kurtuluşdur.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ١٢
İnne batşe rabbike leşedîd
12. Hakîkat rabbının tutuşu şediddir.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ ١٣
İnnehû huve yubdi'u veyu'îd
13. Çünkü o hem mübdî hem muîddir.
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ ١٤
Vehuvel ğafûrul vedûd
14. Onunla beraber gafurdur, çok sevgili (vedud)dur.
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ ١٥
Zul arşil mecîd
15. Arşın sahibi, şanlı (mecîd)dir.
فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ ١٦
Fe âlul limâ yurîd
16. Dilediğini yapar (fa'alün limâ yürîd)dir.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ ١٧
Hel etâke hadîsul cunûd
17. Geldi ya, sana kıssası o orduların (o cünudun).
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ١٨
Fir'avne vesemûd
18. Fir'avnin ve Semudün.
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ ١٩
Belillezîne keferû fî tekzîb
19. Fakat o küfredenler hâlâ bir tekzibde.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ ٢٠
Vallâhu miv verâ'ihim muhît
20. Halbuki Allah arkalarından kuşatmış.
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ ٢١
Bel huve kur'ânum mecîd
21. Fakat o şanlı bir Kur'andır.
فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ ٢٢
Fî levhim mahfûz
22. Bir Levh-ı Mahfuz'da.