Kıyâmet Sûresi القيامة
Kıyâmet Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 75. sûresidir ve 40 âyettir; mushafta 29. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Kıyâmet Sûresi sesli dinle (4 dk 51 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC BY-SA 4.0. Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ١
Lâ uksimu biyevmil kıyâmeh
1. Yo... Kasem ederim o kalkım gününe (yevm-i kıyame'ye).
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ ٢
Velâ uksimu bin nefsil levvâmeh
2. Yine yo... Kasem ederim o pişman cana (nefs-i levvame'ye).
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ ٣
Eyahsebul insânu ellen necme'a izâmeh
3. İnsan sanır mı ki derleyemeyiz kemiklerini?
بَلَىٰ قَـٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ ٤
Belâ kâdirîne alâ en nusevviye benâneh
4. Evet derleriz kadir olarak tesviyeye bile parmaklarını.
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَـٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ ٥
Bel yurîdul insânu liyefcura emâmeh
5. Fakat insan ister önünde fücur etmesini.
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَـٰمَةِ ٦
Yes'elu eyyâne yevmul kıyâmeh
6. Sorar: ne zaman diye o Kıyamet günü.
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ ٧
Fe izâ berikal basar
7. Ne vakıt ki o göz şimşek çakar.
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ ٨
Vehasefel kamer
8. Ve Ay tutulur.
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ٩
Vecumi'aş şemsu vel kamer
9. Ve Güneş ve Ay toplanır.
يَقُولُ ٱلْإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ ١٠
Yakûlul insânu yevme'izin eynel meferr
10. Der o insan o gün: nereye kaçmalı? (eynel'mefer).
كَلَّا لَا وَزَرَ ١١
Kellâ lâ vezer
11. Hayır hayır, yok bir siper.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ ١٢
İlâ rabbike yevme'izinil mustakarr
12. Rabbınadır ancak o gün karar.
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ١٣
Yunebbe'ul insânu yevme'izim bimâ kaddeme ve ahhar
13. Ayıtılır insan o gün, yaptıklarile mukaddem, müahhar.
بَلِ ٱلْإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ ١٤
Belil insânu alâ nefsihî besîrah
14. Doğrusu insan kendine karşı bir basîrettir.
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ١٥
Velev elkâ me'âzîrah
15. Dökse de ortaya ma'ziretlerini.
لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ ١٦
Lâ tuharrik bihî lisâneke lita'cele bih
16. Depretme ona dilini ivedinden onu.
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ ١٧
İnne aleynâ cem'ahû vekur'âneh
17. Çünkü bize aiddir onun cem'i ve Kur'anı.
فَإِذَا قَرَأْنَـٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ ١٨
Fe izâ kara'nâhu fettebi' kur'âneh
18. Biz okuduk mu o vakıt ta'kıyb et o Kur'anı.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ ١٩
Summe inne aleynâ beyâneh
19. Sonra bize aiddir yine onun beyanı.
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ ٢٠
Kellâ bel tuhibbûnel âcileh
20. Hayır hayır siz pişîni seviyorsunuz.
وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ ٢١
Vetezerûnel âhırah
21. Ve Âhıreti bırakıyorsunuz.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ٢٢
Vucûhuy yevme'izin nâdırah
22. Nice yüzler o gün ışılar parlar.
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ٢٣
İlâ rabbihâ nâzırah
23. Rabbına nâzır.
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ ٢٤
Vevucûhuy yevme'izim bâsirah
24. Nice yüzler de o gün ekşir pusarır.
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ٢٥
Tazunnu ey yuf'ale bihâ fâkırah
25. Anlar ki kendilerine bel kıran yapılır.
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ ٢٦
Kellâ izâ belağatit terâkıy
26. Hayır hayır ne zaman ki o can köprücüklere dayanır.
وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ ٢٧
Vekîle men râk
27. Ve denilir: kim var bir okuyacak?
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ ٢٨
Vezanne ennehul firâk
28. Ve sezer o dem temamelfirak.
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ٢٩
Vel teffetis sâku bis sâk
29. Ve dolaşır el ayak, bacağa bacak.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ ٣٠
İlâ rabbike yevme'izinil mesâk
30. Rabbınadır o gün yalnız mesak.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ٣١
Felâ saddaka velâ sallâ
31. Fakat o ne sadaka verdi ne namaz kıldı.
وَلَـٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ٣٢
Velâkin kezzebe vetevellâ
32. Ve lâkin yalan dedi ve döndü.
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣
Summe zehebe ilâ ehlihî yetemattâ
33. Sonra da gerneşe gerneşe ehline gitti.
أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ ٣٤
Evlâ leke fe evlâ
34. Gerektir sana o belâ gerek.
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ ٣٥
Summe evlâ leke fe evlâ
35. Evet, gerektir sana o belâ gerek.
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى ٣٦
Eyahsebul insânu ey yutrake sudâ
36. Sanır mı insan muhmel bırakıla.
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ ٣٧
Elem yeku nutfetem mim meniyyiy yumnâ
37. Değil miydi bir nutfe dökülen menîden?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ٣٨
Summe kâne alakaten fehalaka fesevvâ
38. Sonra bir aleka, oldu derken biçimine koydu, derken tesviye etti de.
فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ٣٩
Fece'ale minhuz zevceyniz zekera vel unsâ
39. Yapdı ondan da iki eşi: erkek ve dişi.
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ ٤٠
Eleyse zâlike bikâdirin alâ ey yuhyiyel mevtâ
40. O, ölüleri diriltmeye kadir değil mi?