Mürselât Sûresi المرسلات
Mürselât Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 77. sûresidir ve 50 âyettir; mushafta 29. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Mürselât Sûresi sesli dinle (5 dk 17 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًا ١
Vel murselâti urfâ
1. Kasem olsun o urf için gönderilenlere.
فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًا ٢
Fel âsıfâti asfâ
2. Derken büküp devirenlere.
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًا ٣
Ven nâşirâti neşrâ
3. Ve neşrederek yayanlara.
فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًا ٤
Fel fârikâti farkâ
4. Derken seçip ayıranlara.
فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا ٥
Fel mulkıyâti zikrâ
5. Sonra bir öğüt bırakanlara.
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا ٦
Uzran ev nuzrâ
6. Gerek özr için olsun gerek inzar.
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ ٧
İnnemâ tû'adûne levâkı'
7. Herhalde size va'dolunan muhakkak olacaktır.
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ ٨
Fe izen nucûmu tumiset
8. Hani o yıldızlar silindiği vakıt.
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ ٩
Ve izes semâ'u furicet
9. Ve o Sema açıldığı vakıt.
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ ١٠
Ve izel cibâlu nusifet
10. Ve o dağlar savurulduğu vakıt.
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ ١١
Ve izer rusulu ukkıtet
11. Ve o elçiler miykatlarına irdirildiği vakıt.
لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ ١٢
Li eyyi yevmin uccilet
12. Onlar hangi güne te'cil edildi?
لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ ١٣
Liyevmil fasl
13. Fasıl gününe.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ١٤
Vemâ edrâke mâ yevmul fasl
14. Bildin mi nedir fasıl günü?
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ١٥
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
15. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ ١٦
Elem nuhlikil evvelîn
16. Helâk etmedik mi evvelkileri?
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ ١٧
Summe nutbi'uhumul âhırîn
17. Sonra arkalarına takacağız geridekileri.
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ ١٨
Kezâlike nef'alu bil mucrimîn
18. Biz öyle yaparız mücrimleri.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ١٩
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
19. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ ٢٠
Elem nahlukkum mim mâ'im mehîn
20. Yaratmadık mı sizi bir hakîr sudan?
فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ ٢١
Fece'alnâhu fî karârim mekîn
21. Kılıp da onu bir makarda temkin.
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ ٢٢
İlâ kaderim ma'lûm
22. Ma'lûm bir kadere değin.
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ ٢٣
Fekadernâ feni'mel kâdirûn
23. Demek ki ölçmüşüz, demek ki biz ne güzel kâdiriz.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٢٤
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
24. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا ٢٥
Elem nec'alil arda kifâtâ
25. Ve kılmadık mı Arzı bir tokat.
أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا ٢٦
Ahyâ'ev ve emvâtâ
26. Gerekse diriler için gerekse emvat.
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا ٢٧
Vece'alnâ fîhâ ravâsiye şâmihâtiv ve eskaynâkum mâ'en furâtâ
27. Ve oturdup da onda yumru yumru oturaklı dağlar, sunmadık mı size bir su (tatlı) bir furat.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٢٨
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
28. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٩
İntalikû ilâ mâ kuntum bihî tukezzibûn
29. Haydi boşanın o yalan dediğinize.
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ ٣٠
İntalikû ilâ zıllin zî selâsi şu'ab
30. Haydi boşanın bir üç çatallı gölgeye.
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ ٣١
Lâ zalîliv velâ yuğnî minel leheb
31. Ne gölgelendirir ne alevden korur.
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ ٣٢
İnnehâ termî bişerarin kel kasr
32. Çünkü o, öyle şerareler atacaktır ki her biri bir saray gibi.
كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ ٣٣
Ke ennehû cimâletun sufr
33. Sanki sarı sarı hopalar gibi.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٣٤
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
34. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ ٣٥
Hâzâ yevmu lâ yentıkûn
35. Bugün nutukları tutulacağı gündür.
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ ٣٦
Velâ yu'zenu lehum feya'tezirûn
36. İzin de verilmez ki i'tizar ederler.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٣٧
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
37. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ ٣٨
Hâzâ yevmul fasli cema'nâkum vel evvelîn
38. Bu işte o fasıl günü topladık sizi ve evvelkileri.
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ ٣٩
Fe in kâne lekum keydun fekîdûn
39. Varsa bir fenniniz atlatın beni.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٤٠
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
40. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ ٤١
İnnel muttakîne fî zılâliv ve uyûn
41. Şübhesiz ki (korunan) müttakîler gölgelerde, kaynaklarda.
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ ٤٢
Vefevâkihe mimmâ yeştehûn
42. Ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler.
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ٤٣
Kulû veşrabû henî'em bimâ kuntum ta'melûn
43. Yeyin, için âfiyet olsun işlediğiniz amellere mukabil.
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ٤٤
İnnâ kezâlike neczil muhsinîn
44. İşte biz muhsinleri böyle karşılarız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٤٥
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
45. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ ٤٦
Kulû vetemette'û kalîlen innekum mucrimûn
46. Yeyin, zevk edin biraz, çünkü mücrimlersiniz.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٤٧
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
47. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ ٤٨
Ve izâ kîle lehumurke'û lâ yerke'ûn
48. Yerler, içerler de rükû' edin denildiği zaman onlara, rükû' etmezler.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ٤٩
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
49. Vay haline o gün yalan diyenlerin.
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ ٥٠
Febi'eyyi hadîsim ba'dehû yu'minûn
50. Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?