Nebe Sûresi النبإ
Nebe Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 78. sûresidir ve 40 âyettir; mushafta 30. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Nebe Sûresi sesli dinle (5 dk 4 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC BY-SA 4.0. Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ١
Amme yetesâ'elûn
1. Neden soruşturuyorlar?
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ ٢
Anin nebe'il azîm
2. O büyük nübüvvet haberinde.
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ٣
Ellezî hum fîhi muhtelifûn
3. Ki onlar onda ıhtilâfa düşüyorlar.
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٤
Kellâ seya'lemûn
4. Hayır ileride bilecekler.
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٥
Summe kellâ seya'lemûn
5. Hayır, hayır ileride bilecekler.
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا ٦
Elem nec'alil arda mihâdâ
6. Değil mi ki biz arzı bir döşek yaptık.
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا ٧
Vel cibâle evtâdâ
7. Ve dağları birer kazık.
وَخَلَقْنَـٰكُمْ أَزْوَٰجًا ٨
Vehalaknâkum ezvâcâ
8. Ve sizleri çift çift yarattık.
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ٩
Vece'alnâ nevmekum subâtâ
9. Ve uykunuzu bir sübat yaptık.
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا ١٠
Vece'alnelleyle libâsâ
10. Ve geceyi bir libas yaptık.
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا ١١
Vece'alnen nehâra me'âşâ
11. Ve gündüzü bir meaş yaptık.
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ١٢
Vebeneynâ fevkakum seb'an şidâdâ
12. Ve üstünüze yedi sağlam bina çattık.
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ١٣
Vece'alnâ sirâcev vehhâcâ
13. Ve içlerine şa'şaalı parıl parıl bir kandil astık.
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا ١٤
Ve enzelnâ minel mu'sırâti mâ'en seccâcâ
14. Ve o mu'sıralardan şarıl şarıl bir su indirdik.
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا ١٥
Linuhrice bihî habbev venebâtâ
15. Çıkaralım diye onunla taneler ve otlar.
وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا ١٦
Vecennâtin elfâfâ
16. Ve sarmaş dolaş bağlar bağçeler.
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا ١٧
İnne yevmel fasli kâne mîkâtâ
17. Şübhesiz ki o fasıl günü bir miykat olmuştur.
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ١٨
Yevme yunfahu fis sûri fete'tûne efvâcâ
18. O gün ki sur üfürülür derken gelirsiniz fevcâ fevc.
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا ١٩
Vefutihatis semâ'u fekânet ebvâbâ
19. Semâ da açılmış olmuştur ebvab.
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ٢٠
Vesuyyiratil cibâlu fekânet serâbâ
20. Ve dağlar yürütülmüş olmuştur serab.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ٢١
İnne cehenneme kânet mirsâdâ
21. Şübhesiz ki Cehennem olmuştur mırsad.
لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابًا ٢٢
Littâğîne me'âbâ
22. Azgınlar için bir meâb.
لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا ٢٣
Lâbisîne fîhâ ahkâbâ
23. Devirlerce içinde kalacaklar.
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ٢٤
Lâ yezûkûne fîhâ berdev velâ şerâbâ
24. Ne bir serinlik tatacaklar ne de bir şarab.
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ٢٥
İllâ hamîmev veğassâkâ
25. Ancak bir hamîm ve bir gassak.
جَزَآءً وِفَاقًا ٢٦
Cezâ'ev vifâkâ
26. Bir ceza ki bervechi vifak.
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ٢٧
İnnehum kânû lâ yercûne hisâbâ
27. Çünkü ummazlardı onlar hiç bir hisab.
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا ٢٨
Vekezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ
28. Âyetlerimizi tekzîb ede ede kesilmişlerdi kezzab.
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا ٢٩
Vekulle şey'in ahsaynâhu kitâbâ
29. Her şey'i ise biz ıhsa etmiş bir kitaba geçirmişiz.
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ٣٠
Fezûkû felen nezîdekum illâ azâbâ
30. Artık tadınız, artık size azâb artırmaktan başka bir şey yapacak değiliz.
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ٣١
İnne lilmuttakîne mefâzâ
31. Şübhesiz ki korunanlara halâs ve kâm var.
حَدَآئِقَ وَأَعْنَـٰبًا ٣٢
Hadâ'ika ve a'nâbâ
32. Hadîkalar var, üzümler var.
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا ٣٣
Vekevâ'ibe etrâbâ
33. Ve turunç sîneli yaşıtlar var.
وَكَأْسًا دِهَاقًا ٣٤
Veke'sen dihâkâ
34. Ve bir dolgun peymâne var.
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا ٣٥
Lâ yesme'ûne fîhâ lağvev velâ kizzâbâ
35. Orada ne boş bir lâf işitirler ne de bir tekzîb.
جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا ٣٦
Cezâ'em mir rabbike atâ'en hisâbâ
36. Bir karşılık ki rabbından atâ, yeter mi yeter.
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ٣٧
Rabbis semâvâti vel ardı vemâ beynehumer rahmâni lâ yemlikûne minhu hıtâbâ
37. O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbı, Rahman, bir hıtaba malik olamazlar ondan.
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ٣٨
Yevme yakûmur rûhu vel melâ'iketu saffel lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu vekâle savâbâ
38. O gün ki Kıyama duracak Ruh ve Melâike saf saf. Bir kelime söyliyemezler, o kimseden başka ki o Rahman ona izin vermiş o da savabı söylemiştir.
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ٣٩
Zâlikel yevmul hakku femen şâ'ettahaze ilâ rabbihî me'âbâ
39. O gün ki haktır, o halde dileyen Rabbına varacak bir yüz edinsin.
إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا ٤٠
İnnâ enzernâkum azâben karîbey yevme yenzurul mer'u mâ kaddemet yedâhu veyakûlul kâfiru yâleytenî kuntu turâbâ
40. Çünkü biz size yakın bir azâbı ıhtar ettik, o gün ki kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve diyecek ki kâfir: ah nolaydı ben bir türâb olaydım.