Mutaffifîn Sûresi المطففين
Mutaffifîn Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 83. sûresidir ve 36 âyettir; mushafta 30. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Mutaffifîn Sûresi sesli dinle (5 dk 24 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ١
Veylul lilmutaffifîn
1. Veyl o mutaffifîne!
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ٢
Ellezîne izektâlû alen nâsi yestevfûn
2. Ki nâs üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar.
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ٣
Ve izâ kâlûhum ev vezenûhum yuhsirûn
3. Onlara ölçtükleri veya tarttıkları vakıt ise eksiltirler.
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ٤ لِيَوْمٍ عَظِيمٍ ٥
4. Elâ yazunnu ulâ'ike ennehum meb'ûsûn
5. Liyevmin azîm
4-5. Zannetmez mi bunlar ki büyük bir gün için ba's olunacaklar?
Elmalılı bu âyetleri birlikte çevirmiştir.
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ٦
Yevme yakûmun nâsu lirabbil âlemîn
6. O gün ki nâs rabbül'âlemîn için kıyam edecekler.
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ ٧
Kellâ inne kitâbel fuccâri lefî siccîn
7. Hayır hayır. Çünkü fâcirlerin yazısı siccîndedir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ ٨
Vemâ edrâke mâ siccîn
8. Bildin mi siccîn nedir?
كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ ٩
Kitâbum markûm
9. Terkıym olunmuş bir kitab.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ١٠
Veyluy yevme'izil lilmukezzibîn
10. Veyl o gün o yalan diyenlere.
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ١١
Ellezîne yukezzibûne biyevmid dîn
11. O dîn gününü tekzîb edenlere.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ١٢
Vemâ yukezzibu bihî illâ kullu mu'tedin esîm
12. Ki onu ancak her bir haddini aşgın, günaha düşgün, tekzîb eder.
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ١٣
İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn
13. Karşısında âyetlerimiz okunurken evvelkilerin esatîri dedi.
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ١٤
Kellâ bel râne alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn
14. Hayır hayır! Fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır.
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ ١٥
Kellâ innehum ar rabbihim yevme'izil lemahcûbûn
15. Hayır hayır! Muhakkakki onlar o gün rablarından hicabda kalacaklar.
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ١٦
Summe innehum lesâlul cehîm
16. Sonra onlar muhakkak Cahîme yaslanacaklar.
ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ١٧
Summe yukâlu hâzellezî kuntum bihî tukezzibûn
17. Sonra da denecek: işte bu, sizin o tekzîb edip durduğunuz.
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ١٨
Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî illiyyîn
18. Hayır hayır! Çünkü ebrarın yazısı ılliyyîndedir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ١٩
Vemâ edrâke mâ illiyyûn
19. Bildin mi ılliyyîn nedir?
كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ ٢٠
Kitâbum markûm
20. Terkıym olunmuş bir kitab.
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ٢١
Yeşheduhul mukarrabûn
21. Ki ona mukarrebîn şâhid olurlar.
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ٢٢
İnnel ebrâra lefî ne'îm
22. Haberiniz olsun ki ebrar muhakkak bir naîm içindedir.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٢٣
Alel erâ'iki yenzurûn
23. Erîkeler üzerinde nezaret ederler.
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ٢٤
Ta'rifu fî vucûhihim nadraten ne'îm
24. Yüzlerinde naîmîn revnakını tanırsın.
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ ٢٥
Yuskavne mir rahîkım mahtûm
25. Onlara öyle bir rahîktan sunulur ki mahtum.
خِتَـٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ ٢٦
Hıtâmuhû miskuv vefî zâlike felyetenâfesil mutenâfisûn
26. Hıtamı misk, işte ona imrensin artık imrenenler.
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ٢٧
Vemizâcuhû min tesnîm
27. Hem mizacı Tesnîmden.
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ٢٨
Ayney yeşrabu bihel mukarrabûn
28. Bir çeşme ki mukarrebîn onunla içerler.
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ٢٩
İnnellezîne ecramû kânû minellezîne âmenû yadhakûn
29. Evet, o cürm işleyenler iyman edenlere gülüyorlardı.
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ٣٠
Ve izâ merrû bihim yetağâmezûn
30. Ve onlara uğradıkları zaman birbirlerine göz kırpıyorlardı.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ٣١
Ve izenkalebû ilâ ehlihimunkalebû fekihîn
31. Ve evlerine döndükleri zaman zevklanarak dönüyorlardı.
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ٣٢
Ve izâ ra'evhum kâlû inne hâ ulâ'i ledâllûn
32. Ve onları gördükleri vakıt ha, işte bunlar sapıklar diyorlardı.
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ ٣٣
Vemâ ursilû aleyhim hâfizîn
33. Halbuki üzerlerine gözcü gönderilmemişlerdi.
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ٣٤
Fel yevmellezîne âmenû minel kuffâri yadhakûn
34. İşte bugün de iyman edenler kâfirlere gülecekler.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٣٥
Alel erâ'iki yenzurûn
35. Erîkeler üzerinde nazar edecekler.
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ٣٦
Hel suvvibel kuffâru mâ kânû yef'alûn
36. Nasıl kâfirler ettiklerinin cezasını buldular mı?