Rahmân Sûresi الرحمن
Rahmân Sûresi Kur'an-ı Kerîm'in 55. sûresidir ve 78 âyettir; mushafta 27. cüzdedir. Aşağıda her âyetin Arapçası, Latin harfleriyle Türkçe okunuşu ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın meali yer alır. Sûreyi sesli de dinleyebilirsiniz.
🔊 Rahmân Sûresi sesli dinle (11 dk 23 sn)
Okuyan: Aaqib Azeez · Kaynak: Wikimedia Commons · Lisans: CC0 1.0 (kamu malı). Kayıt sûrenin tamamıdır; âyet âyet işaretleme yoktur. Ses hakkında
Okunuş, Arapça metinden standart okunuş kurallarıyla hazırlanmış yardımcı bir yazımdır; Latin harfleri Arapça sesleri tam karşılamaz, doğru telaffuz için dinleyerek öğrenin. Nasıl hazırlandı?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm
Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle
ٱلرَّحْمَـٰنُ ١
Er rahmân
1. Rahmân
عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ ٢
Allemel kur'ân
2. Öğretti Kur'anı
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ ٣
Halakal insân
3. Yarattı insanı
عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ ٤
Allemehul beyân
4. Belletti ona o güzel beyânı
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ ٥
Eş şemsu vel kameru bihusbân
5. Güneş ve Ay hisablı
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ ٦
Ven necmu veş şeceru yescudân
6. Çemen, ağaç secdedan
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ ٧
Ves semâ'e rafe'ahâ vevada'al mîzân
7. Bak şu güzel semaya verdi ona irtifa' vazeyledip mizânı
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ ٨
Ellâ tatğav fil mîzân
8. Ki taşmayın mizanda
وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ ٩
Ve akîmul vezne bil kıstı velâ tuhsirul mîzân
9. Ve doğru tutun adaletle tartıyı da aksatmayın mizanı
وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ ١٠
Vel arda veda'ahâ lil'enâm
10. Arza da bir tavazu' verdi berayı enam
فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ ١١
Fîhâ fâkihetuv ven nahlu zâtul ekmâm
11. Onda bir meyva, ve ekmamiyle duran nahli benam
وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ ١٢
Vel habbu zul asfi ver rayhân
12. Ve o çimli dâneler ve o hoşbu' reyhan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٣
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
13. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ ١٤
Halakal insâne min salsâlin kel fahhâr
14. Fağfur gibi bir salsâlden insanı yarattı
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ ١٥
Vehalakal cânne mim mâricim min nâr
15. Bir maric ateşten de o cannı yarattı
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٦
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
16. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ ١٧
Rabbul meşrikayni verabbul mağribeyn
17. Hem iki Meşrikın rabbi hem iki Mağribin rabbi
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٨
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
18. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ١٩
Meracel bahrayni yeltakıyân
19. Salmış iki deryayı demâdem çatışırlar
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ ٢٠
Beynehumâ berzahul lâ yebğıyân
20. Beyinlerinde bir berzah bagyeylemezler bir ân
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢١
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
21. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ ٢٢
Yahrucu minhumel lu'lu'u vel mercân
22. Çıkar onlardan inci ile mercan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٣
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
23. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَـٰمِ ٢٤
Velehul cevâril munşe'âtu fil bahri kel a'lâm
24. Hem onun denizde akıp giden o münşeâti alemnişan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٥
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
25. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ٢٦
Kullu men aleyhâ fân
26. Üzerindeki her kes fanî
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ٢٧
Veyebkâ vechu rabbike zul celâli vel ikrâm
27. Bakı o Rabbının yüzü o zülcelâli vel'ikram
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٨
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
28. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ ٢٩
Yes'eluhû men fis semâvâti vel ardı kulle yevmin huve fî şe'n
29. Ondan dilenir göklerde hem yerde olan «kulle yevmin huve fi şe'n»
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٠
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
30. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ ٣١
Senefruğu lekum eyyuhes sakalân
31. Yarın size kalacağınız ey sekalân!
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٢
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
32. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَـٰنٍ ٣٣
Yâma'şeral cinni vel insi inistata'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû lâ tenfuzûne illâ bisultân
33. Ey cinn-ü insin ma'şeri! Gücünüz yeterse geçin gidin aktarı Arz-u Semadan, geçemezsiniz olmazsa ferman
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٤
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
34. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ ٣٥
Yurselu aleykumâ şuvâzum min nâriv venuhâsun felâ tentasırân
35. Salınır üstünüze ateşten bir yalın, bir zehir duman, kurtulamazsınız deseniz de el'aman
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٦
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
36. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ ٣٧
Fe izenşakkatis semâ'u fekânet verdeten ked dihân
37. Gök bir yarılıp oluverdi mi bir gül, yağ gibi eriyen, kızaran yanan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٨
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
38. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ ٣٩
Feyevme'izil lâ yus'elu an zembihî insuv velâ cânn
39. O gün sorulmaz cürmünden artık ne bir insan ne de bir cânn
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٠
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
40. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ ٤١
Yu'raful mucrimûne bisîmâhum feyu'hazu bin nevâsî vel akdâm
41. Tanınır da mücrimler simalarından tutulur perçemlerile ayaklarından
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٢
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
42. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٤٣
Hâzihî cehennemulletî yukezzibu bihel mucrimûn
43. İşte bu, mücrimlerin yalan dedikleri Cehennem
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ ٤٤
Yatûfûne beynehâ vebeyne hamîmin ân
44. Olacaklar bununla bir kızgın hamîmin arasında pûyan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٥
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
45. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ ٤٦
Velimen hâfe makâme rabbihî cennetân
46. Rabbının makamından korkan kimseye iki Cennet raygân
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٧
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
47. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
ذَوَاتَآ أَفْنَانٍ ٤٨
Zevâtâ efnân
48. Var her birinde envaı bostan, envaı eğsan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٩
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
49. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ ٥٠
Fîhimâ aynâni tecriyân
50. Onlarda iki kaynak olur revan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٥١
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
51. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ زَوْجَانِ ٥٢
Fîhimâ min kulli fâkihetin zevcân
52. Onlarda her meyvadan çifte çifte hân
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٥٣
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
53. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍ ٥٤
Mutteki'îne alâ furuşim betâ'inuhâ min istebrakıv vecenel cenneteyni dân
54. Dayanmışlar öyle mefruşata kim astarları istebraktan. Her iki Cennetin derimi de yakından
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٥٥
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
55. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فِيهِنَّ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ ٥٦
Fîhinne kâsırâtut tarfi lem yatmishunne insun kablehum velâ cânn
56. O Cennetlerde öyle kasıratüttarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٥٧
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
57. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ ٥٨
Ke ennehunnel yâkûtu vel mercân
58. Sanırsın onları yâkut-ü mercan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٥٩
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
59. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَـٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَـٰنُ ٦٠
Hel cezâ'ul ihsâni illel ihsân
60. İhsânın cezâsı elbette ihsân
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦١
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
61. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ ٦٢
Vemin dûnihimâ cennetân
62. Ötelerinden de diğer Cennetan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦٣
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
63. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
مُدْهَآمَّتَانِ ٦٤
Mudhâmmetân
64. Yağız yeşil ne dilsıtan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦٥
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
65. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ ٦٦
Fîhimâ aynâni naddâhatân
66. Bunlar da püsküren çifte şadravan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦٧
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
67. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فِيهِمَا فَـٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ ٦٨
Fîhimâ fâkihetuv venahluv verummân
68. Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka rumman
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦٩
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
69. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌ ٧٠
Fîhinne hayrâtun hisân
70. İçlerinde dilber, hayırlı hûbân
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٧١
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
71. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ ٧٢
Hûrum maksûrâtun fil hıyâm
72. Cibinliklerde mestur, mahsus hûriyan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٧٣
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
73. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ ٧٤
Lem yatmishunne insun kablehum velâ cânn
74. Dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cann
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٧٥
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
75. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍ ٧٦
Mutteki'îne alâ rafrafin hudriv ve abkariyyin hisân
76. Kurulmuşlar yeşil refref ve güzel abkarîler üzere şadan
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٧٧
Febi'eyyi âlâ'i rabbikumâ tukezzibân
77. Şimdi rabbınızın hangi eltâfına dersiniz yalan?
تَبَـٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ٧٨
Tebârakesmu rabbike zil celâli vel ikrâm
78. Yüce çok yüce rabbının adı onun o celâl, onun o ikram